Yeni Kayıt / Şifremi Unuttum

Kullanıcı Adı :     Parola :
  


» Prof. Dr. Ercan Eyüboğlu-Besim Üstünel

  Mülkiye’de hiç öğrencisi olmadığım Besim Üstünel hocamızla Galatasaray Üniversitesinde “tanıştım”. Ben elbette O’nu tanıyordum, tanışmamız iki meslektaş olarak gerçekleşti. (Besim Üstünel hakkında, 1961-1965 dönemi İdari Şube arkadaşımız Cavlı Çulfaz’ın bu yemek vesilesi ile Londra’dan gönderdiği dosyayı bu yazıya eklemeyi düşünüyorum.) Önce bu yemeğin serüvenini aktarayım.

Besim Hooca ile GSÜ’nde birkaç yıl birlikte çalıştık. Son dönem Türk siyasal yaşamının bu renkli siması ile söyleşmek her yönden ilginç ve öğretici olmalıydı.

12 Eylül 1980’in hemen ertesinde darbeciler bütün partiler gibi CHP’nin de Genel Merkezini basmış, bütün evrakına el koymuşlardı. Partinin bir oturumda el alıp görüştüğü 24 Ocak kararları konulu toplantının tutanaklarını okuyan askerler, o toplantıda Besim Üstünel’in yaptığı değerlendirmeleri okuyunca kendisi ile temasa geçmek isterler ve şimdi adını unuttuğum bir yüksek rütbeli kişiyi görevlendirirler. Amaç, 24 Ocak kararlarını makul bir eleştirel yaklaşımla ele alan Besim Hoca’ya yüksek düzeyde bir görev teklif etmektir. Telefonu alan Besim Hoca, şaşırır, çünkü yaptığı, partisinin gizli bir toplantısında  adı geçen kararları enine boyuna tartışmaktı, bu, askeri rejimle işbirliği yapmasını gerektirmezdi  Israrla gelen telefonlardan kurtulmak için Hoca, bir süre sonra Ankara’dan “kaçıp” İstanbul’a yerleşir. GSÜ’den aldığı ders verme önerisi karşısında Fransızca bilmediğini ileri sürse de, İngilizce de dersler verebileceği söylenir, ve GSÜ serüveni işte böyle başlar.

Mart sonu gibi, Ahmet Naki Yücekök ile İstanbul Aydın Üniversitesi’nde Mülkiye günlerimizi yadederken ünlü “Mülkiye Cuntası” da gündeme geldi. Besim Üstünel, Turan Güneş, Haluk Ülman ve Deniz Baykal’dan oluşan ve Bülen Ecevit’i destekleyen bu “Cunta”nın en genç üyesi de A.N.Yücekök’tü. Besim Hoca’yı cebinden aradım, bir araya gelme arzumu dile getirdim, çok mutlu oldu, bunun üzerine bir yemek fikri gelişti, yer olarak İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Tesislerini önerdi, gün ortası bir saat olması dileğini belirtti.  Daha sonra Tesislerle görüşerek 13 Nisan Cumartesi günü saat 14-17 arasını kararlaştırdık.

Durumu elmek ile ilk duyurduğum çok yakın dostları arasından Nermin Hanım çok büyük bir coşku ile destek verdi. 61Girişliler ve mulkiyeistanbul grubuna da duyuruyu ilettim. Nermin Hanımın özel isteği ile İstanbul Şubesi Başkanımız Müfit Erkarakaş arkadaşımızla temasa geçtim. Müfit de İstanbul’da yaşayan Mülkiyeli  öğretim üyelerini ve Mülkiyeli basın mensuplarını haberdar etti.

Fakat, ne yazık ki, beklediğimiz katılımı sağlayamadık. Nermin Hoca’nın çırpınışını hiç unutmuyorum: “Üzülme Ercan, ne kadar az olursak o kadar yakın oluruz!”

Gerçekten de, 13 Nisan 2013 Cumartesi saat 14-17 arası, Nermin Hanım’ın deyimiyle, “Mülkiyeli olmayan” 2 çok değerli ve sevgili hocamızın çevresinde (Besim Üstünel ve Nermin Abadan Unat) 14 Mülkiyeli öğrenci, çok sıcak, çok hoş anlar yaşadık: Sevil Korum, Günel Başer, Muhammet Atmaca, Gazi Erçel, Hasan Ersel, Akın Evren, Erdal Yavuz, Müfit Erkarakaş, Oğuz Feyzioğlu, Cemil Oktay, Akın-Meral Ertaş, Ertuğrul Tokdemir, Ercan Eyüboğlu… cem’an 16 kişi ile Mülkiyede geçen, Mülkiyeli anılarımızı paylaştık. Daha çok da Besim Üstünel’in esprilerini, nüktelerini keyifle dinledik.

Son sınav sorusu: Bir adam eşeğine semer vurmakla yatırım mı yapmış olur, tasarruf mu?

 

267 Ercan Eyüboğlu

 

Ek: Londra’da yaşayan Cavlı ÇULFAZ arkadaşımızın 61mulkiyeliler grubuna ilettiği Besim Üstünel dosyası. Yazı, + fotoğraflar.

Besim Üstünel


Hiç öğrencisi olmadım, ama açık oturum yıllarından (1961-1965), Maliye Bakanlığı döneminden sevgiyle hatırlıyorum...

Gaziantep eşrafından, Kurtuluş Savaşı gazisi Mehmet Emin Üstünel'in oğludur. Gaziantep Lisesi'ni bitirdikten sonra, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. 63 yıldır Gülen Hanım'la evlidir. İktisat Faküktesi asistanıyken 1951 yılında ''Modern Ücret Tevzileri'' konulu doktora tezini verdi. 1953 yılında doçent, 1961'de profesör oldu.

1956 yılında tek döviz rayici yerine müteaddid kur sistemi tatbik edilmesini savundu.

1961 yılında Coşkun Kırca ve Doğan Avcıoğlu ile birlikte Ortak Pazar toplantılarına katılacak ilk heyet arasında yer aldı. Planlı kalkınmadan, askeri harcamalarının azaltılmasından yana olmuştur.

SBF ve ODTÜ'de öğretim üyeliği yaptı. 1963-1965 arasında DPT İktisadi Planlama Dairesi Başkanlığı, 1967-1971 arasında CHP Cenel Sekreter Yardımcılığı, 1971-74 yılları arasında Stockholm ve Minnesota Üniversitelerinde öğretim üyeliği yaptı. Üstünel, 1975'te CHP İstanbul Senatörü olduktan sonra Ecevit'in güvenoyu alamayan hükümetinde 21 Haziran - 21 Temmuz 1977 tarihleri arasında 30 gün Maliye Bakanlığı görevinde bulundu. Deniz Baykal'ı Ecevit'e tanıştıran kişidir.

1978 yılında ise, Başbakan Ecevit tarafından Maliye Bakanlığına getirilmesine Cumhurbaşkanı Korutürk karşı çıkmış, bunun üzerine Ecevit onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına kaydırmak istemişse de Profesör Üstünel bu görevi kabul edemeyeceğini bildirerek Bakanlar Kurulu'nda görev almamıştı. (Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 10 Ekim 1979)

Ekonomi uzmanı geçinen çoğu köşe yazarlarıyla ''finans market''çi diye dalgasını geçer... 1990 yılında, dünya ekonomisindeki büyük değişiklikler karşısında, Türkiye'nin 1970'lerde olduğu gibi, bir kez daha atalet içinde kalma tehlikesine dikkati çekmiş, ücretlerde geçmiş yılların kayıpları giderilmeden toplumsal uzlaşma olmaz, demiştir. IMF'yi Ignorant Monetarist Fanatics diye nitelemiştir. (1989)

Örneğin, otuz yıldır dillerden düşürülmeyen şehir efsanesinin içyüzünü şöyle açıklar:

''AET Komisyonu Genel Sekreteri Emile Noel 1978'de Başbakan Ecevit'e ''Üyelik için başvurun'' demiş, ancak bu öneri reddedilip büyük fırsat kaçırılmışmış. / Erol Manisalı, bu konudaki gerçeği Profesör Besim Üstünel'in ağzından basına duyurma fırsatını bulmuştur: Yıl, 2002 veya 2003. İktisat Fakültesi Mezunlar Cemiyeti'nin Marmara Oteli'ndeki bir toplantısında, Üstünel'den, yaşananları gazetecilere anlatmasını ister. Gerçek şudur: Evet, Emile Noel, Ecevit'e ''AET'ye başvuru yapsanız iyi olur'' demiştir. Ama, daha sonra Üstünel de Noel'e sormuş: ''Bizi AET'ye alacak mısınız?'' Noel'in yanıtı: ''Başvuru yapmanızı, sizi almak için değil, AET'deki yeni genişlemeleri engellemede bir koz olarak kullanmak için istiyoruz, bu nedenle başvuru yapın önerisinde bulundum.'' / Bu açıklamanın ardından Manisalı salondaki medya mensuplarına seslenir: ''Tarihi bir açıklamaya şahit oldunuz, Türkiye'de halkın yıllar yılı nasıl kandırıldığını gördünüz; herhalde bunu akşam televizyonlarınıza, yarın da gazetelerinize yansıtırsınız.'' Sonra, şunu ekler: ''Ama, bu gerçekleri yazamayacağınıza, ekranlara aktaramayacağınıza adım kadar eminim.'' (Mümtaz Soysal, Cumhuriyet, 8 Mayıs 2006)

Profesör Besim Üstünel Başbakan Turgut Özal'ın "Ben en az para kazanan başbakanım" şeklindeki sözlerini duyunca bir kabak tatlısı öyküsü hatırlamış. Ayda 1000 dolar kazanan Başbakan ile kabak tatlısının ne ilişkisi var diyeceksiniz. Önce aşağıdaki gerçek öyküyü dinleyelim. Besim Üstünel Anteplidir. Antep de baklavaları ile ünlü bir kentimiz... Antep'in en ünlü baklavacısı da Güllüoğlu baklavacısı.. Sahibi Cevat Güllüoğlu.. İşte bu Cevat Güllüoğlu bir gün Antep'ten kalkıp İstanbul'a bir arkadaşını ziyarete geliyor. Doğal olarak misafirini alıp kentin sağını solunu gezdiriyorlar. Bu arada Florya'daki Beyti et lokantasına da götürüyorlar. Etler yeniyor, zeytınyağlılar yeniyor, sıra tatlıya geliyor. Masadakiler tatlının neredeyse kitabını yazmış ünlü tatlıcıya baklava türünden hamur işi bir tatlıyı sunmaya cesaret edemiyorlar. En iyisi, diye düşünüyorlar. "Bir kabak tatlısı yedirelim. Hiç olmazsa İstanbul'un özelliğidir." Kabak tatlısı geliyor. Cevat Güllüoğlu bir kaşık alıyor. Herkes merak içinde ne diyeceğıni bekliyor. Masadakilerden biri soruyor sonunda: "Nasıl buldun?" "Valla, diyor Cevat Güllüoğlu, kim yaptıysa bravo... Kabaktan tatlı bu kadar olur." Besim Üstünel bu anekdotu anlatınca çevresindekiler soruyorlar: "Yani sen şimdi ‘elektrik mühendisinden başbakan bu kadar olur’ mu demek istiyorsun?" Besim Üstünel bu soruyu "yorum yok" diye yanıtlıyor önce, sonra şunu ekliyor: "Anlamayana sivrisinek saz, anlayana bir fıkra-i laz..

Pesimist olmayın, Besimist olun diyor, Besim Üstünel Hoca'ya nice sağlıklı yıllar diliyorum...

102 Cavlı Çulfaz”
1961-1965


PROF. DR.      BESİM ÜSTÜNEL ANAOKULU DÜZENLENEN TÖRENLE AÇILDI

Besim Üstünel hoca ile ilgili bir anekdot:

- Çocuklar, ben çocukken Türkiye'de hazır ayakkabı pek satılmazdı.
- Nasıl yani hocam?
- Yeni ayakkabıya ihtiyacınız olduğunda kunduracıya gider, ayağınızın ölçüsünü verir, istediginiz modeli tarif ederdiniz; o da ayakkabıyı size özel olarak yapardı. Hazir ayakkabı Beykoz'daki Sümerbank fabrikasında üretilirdi, o da sadece ordu için.
- Hocam, 1700'lerin sonu filan mi bu dediğiniz?
- Ne ilgisi var evladım? O kadar da ihtiyar değilim.
- Bu bahsettiğiniz manüfaktür degil mi hocam? Öyleyse sanayi devriminden önce olmalı.
Besim hoca dolu dolu bir kahkaha atar ve derhal beliren dersi kaynatma eğilimimizi bertaraf etmek için kaldığı yerden devam eder.

 



    Bu içerik 4294 defa görüntülendi.     /         Geri Dön

    Ana Sayfa
    Kurumsal
    Haberler / Duyurular
    Etkinlikler
    Nakkaştepe Projesi
    İstanbul Şubesi Lokali
    Üyelik
    Kan Bankası
    Yayınlar
    Ürünler
    Galeri
    Kariyer
    Linkler
    İletişim

-----------------------------------------
 
 
Müfit Erkarakaş

Sevgili Mülkiyeliler
-----------------------------------------

-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
Gülseren Karaçizmeli

"ADAY VAR, ADAY VAR"
-----------------------------------------
 
 
Selçuk Yıldız

Elde var...
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
Mehmet Uysal

Akılbilim
-----------------------------------------
 
 
Akın Evren

Buluşma Yeri
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------


Ana Sayfa İletişim Üye Listesi