Yeni Kayıt / Şifremi Unuttum

Kullanıcı Adı :     Parola :
  


  » "ADAY VAR, ADAY VAR"
 
 
 
 
 
Gülseren Karaçizmeli
 
 
Genel seçimlerde seçmenin oyunu aday ne kadar belirler? Seçmen oyunu partinin ideolojisine, liderine, vaatlerine bakarak vermez mi? Milletvekili aday listeleri açıklandıktan sonra gazetelerde ve TV kanallarında adaylar üzerinden yapılan değerlendirme ve tartışmaları izlemekten bunalmış beynim bu soruları sorup duruyor. Benim cevabım şu: Adayın partiye seçimi kazandıracak ya da kaybettirecek ölçüde bir rolü yok. Etkisi var ama yerel seçimlerdeki gibi değil.

“Listelere girenler kim? Giremeyenler ne dedi? Türbanlı aday seçilirse ne yapacak? Hapisteki adayların durumu ne olacak? Bağımsızların şansı ne?”  tartışmalarına yakın zamanda yenileri eklenecek. Parti liderlerinin karşılıklı atışmaları giderek sertleşecek. Caddeler, sokaklar bayrak ve afişe boğulacak. Seçim otobüsleri çığırtkan sesleriyle hepimizi yerlerinden hoplatacak. Bu ses ve görüntü kirliliği bitsin diye 12 Haziran sabahını iple çekeceğiz.  

Seçim dönemlerinin bu panayır havasını bir türlü sevemedim. İçi boş sloganları, partilere yazılmış hamasi şarkıları, sabahın seherinden gecenin yarısına duymaktan da zerrece haz etmiyorum. Hele seçim otobüsleri ile mahalle mahalle gezen adayların esnafa hayırlı kazançlar, mahalle sakinlerine sevgiler, saygılar sunduğunun onlarca kez aynı mekanik sesle tekrarlanmasına hiç katlanamıyorum.  Daha yaratıcı yöntemler bulsalar keşke. Geçenlerde okuduğum bir haberdeki gibi. CHP Tekirdağ Milletvekili aday adayı Yalçın Özçakı Tekirdağlılara “Ampul sönene kadar sabır tesbihi, ampulden kurtulana kadar sabır kınası” sloganı ile tesbih ve kına dağıtmış. Ancak bu yaratıcı çabası yetmemiş, listeye girememiş. Listeye girdiği halde bulunduğu sıra itibarı ile seçilemeyeceği neredeyse kesin olan adayların durumu da zor. Küsse bir dert, umutlansa bir dert… Bu durumda olanlardan biri AKP nin tek türbanlı adayı. Listedeki şanssız yeri ile ilgili soruya “Orada olmak onurdur, bana yeter” mealinde bir yanıt verdi. “Galip sayılır bu yolda mağlup” durumu bu galiba.

Bu durum başka bir yazı konusu olabilecek bir adamı hatırlattı bana. Michel Colucci. İtalyan göçmeni bir ailenin oğlu olarak Fransa'da doğan ve ülkenin en renkli sanatçılarından biri olan Colucci, kırmızı palyaço burnu, üst sınıfı ve yöneticileri hedef alan sivri dili ile 1980'de cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu açıkladı. Sloganı Fransız bayrağına atıfla "mavi, beyaz, b…"tu. Ben azınlıkların adayı olacağım. Bunları toplarsanız çoğunluk eder" diyerek hedef kitlesini şöyle açıkladı: "Aylaklar, müptelalar, eşcinseller, kadınlar, parazitler, gençler, yaşlılar, sanatçılar, hapishane kaçkınları, travestiler, deliler, eski komünistler, siyahlar, Araplar, Fransızlar ve oy kullanmayanlar." Kamuoyu yoklamalarında oyunu yüzde 16 çıkardığı anlaşılınca tartışma programlarına alınmamaya başladı. Baskılar giderek arttı ve rejisörü iki kurşunla öldürüldü. Bu olanlardan sonra adaylıktan çekildiğini açıklamak zorunda kaldı.

Bizim bu renklilikte bir adayımız olmadı. Belki bir zamanlar Cumhurbaşkanlığı adayı olan Mail Büyükerman sayılabilir. Bir de Kamer Genç. Basında bu dönem Meclis’in renkli olacağı yazılıyor, konuşuluyor. Nedeni de Sabahat Akkiraz, Tolga Çandar, İbrahim Tatlıses gibi isimler. Sazlı, sözlü oturumlar bekliyor basın sanırım.

Benim bu seçimde Meclis’e girmesini can-ı gönülden dilediğim aday Sırrı Süreyya Önder. Tarzı ve tavrı ile Meclis’in ezberini bozacağına inandığım için. Devrimci olduğu için. Mazlumun, ezilmişin, “Durumumuz yoktur!” diyenin yanında olduğu için. Ve bir de arkadaşım olduğu için…

 

Meraklısı için Michel Colucci:

Zor geçen çocukluğu için "Ben küçükken en zor anlar ay sonlarıydı, özellikle son otuz günü" diyen Michel ünlü olmadan önceki hayatını "Çok parlak bir ilköğretimden sonra, artık başarısızlığın dehşetini tatmamak için bir daha okula geri dönme hatasını işlemedim. PTT'ye telgrafçı olarak girdim, kısa bir süre sonra istifamı istediler. Bunun üzerine birçok meslek dalında çıraklık yaptım. Fotoğrafçı, kahvede garson, çiçekçi, sebze satıcısı… Sonra bir fabrikaya satış görevlisi olarak girdim. Oradan çıkmış olmaktan üzgün değilim. Akşamları Contrescarpe Sokağı'nın oralarda sürte sürte gitar çalmasını, şarkı söylemesini öğrendim ve bir gün düşlerimi süsleyen sanat âleminden beni ayıran duvarı aşıverdim. Le Vieux Bistrot adlı lokantada, sonra başka birinde şarkı söylemeye başladım. Bir gün bir kabareye şarkı söylemek için girdim, beni bulaşıkçı kadrosuna aldılar. Burada aylarca kaldım ve şarkıcılık kariyerimin başlangıcını burada yaptım"  diye anlatır. Chez Bernadette adını taşıyan bu kabarede, bulaşık yıkamanın yanı sıra gitar da çalan Michel, Colucci soyadından türetilme ünlü "Coluche" adını böylece alarak ünlü olma yolunda hızla ilerler. Toplumdaki bütün adaletsizlikleri, eşitsizlikleri eleştiren skeçleri ile hak eden her kesimi acımasızca eleştiren Coluche çok sevilir.
1984'te Fransa'nın en prestijli sinema ödüllerinden en iyi erkek oyuncu Cesar'ını kazanır ama üst sınıfların saygısını bir türlü kazanamaz. l985 yılında evsizlere yemek sağlamak için "Gönül Lokantaları"nı kurar. "Bu kadar aç insanın bulunması benim hatam değil. Ama eğer bu konuda hiçbir şey yapmazsam o zaman benim hatam olacak" diyerek kurduğu bu yardım kuruluşu, bugün hala işlemektedir. 19 Haziran 1986'da Güney Fransa'da virajlı bir yolda motosikletle giderken bir kamyonla çarpışır ve 42 yaşında hayata veda eder. Coluche, "tarihe geçen" sözleriyle de ünlüdür. Onlardan bazıları şöyle: 

 

Tanrı dedi ki, uzun boylu insanlar olacak, kısa boylu insanlar olacak, güzel insanlar olacak, çirkin insanlar olacak, siyah insanlar olacak, beyaz insanlar olacak... Ve hepsi eşit olacak. Tabii gün be gün eşit olmaları zor… Sonra Tanrı ekledi: Tabii siyah, kısa boylu ve tipsiz insanlar da olacak. Bunlar için her gün çok zor olacak.

Tanrı insanlar arasında eşit paylaştırdı: zenginlere yemek verdi, fakirlere iştah.

Özgürlük, dünyayı bir fırtına gibi dolaşan ama geri gelmeyen bir kelimedir.

Devlet hapishaneye para yatıracağına okul yaptırsın, diyorlar. Hâlbuki politikacıların hepsi bir daha asla okula gitmeyeceklerini biliyorlar. Oysa hapishane...

Adalet var adalet var… Ya kanunları iyi tanıyan avukata düşersin, ya da hâkimi iyi tanıyan avukata.

Teknokratlara Büyük Sahra’yı versen, beş sene sonra kum ithal etmen gerekir.

Herkesin fikri vardır, kanıtı kötü fikirlerin olması.

Memur, kütüphanedeki kitap gibidir; ne kadar yükseğe koyarsan o kadar az yararlanırsın.  

Söyleyecek şeyi olmayanların en iyileri susanlardır.

İngiliz mutfağı basittir; soğuksa bira, sıcaksa çorbadır.

 

Siyasetçiler için en zor şey, söylenmemesi gereken şeyleri akılda tutacak bir hafızaya sahip olmak.

 

Yanılırken kalabalık oldukları için haklı çıkıyorlar.

 

Aynı hataya düşen çok sayıda insan olması haklı oldukları anlamına gelmez.

 
 
 
**Sitemizde yayınlanan yazılar, yazarın kendi kişisel görüşleridir. Yazıların her türlü sorumluluğu yazarına aittir.**
 

Bu yazi 3905 defa okunmustur.

    Ana Sayfa
    Kurumsal
    Haberler / Duyurular
    Etkinlikler
    Nakkaştepe Projesi
    İstanbul Şubesi Lokali
    Üyelik
    Kan Bankası
    Yayınlar
    Ürünler
    Galeri
    Kariyer
    Linkler
    İletişim

-----------------------------------------
 
 
Müfit Erkarakaş

Sevgili Mülkiyeliler
-----------------------------------------

-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
Gülseren Karaçizmeli

"ADAY VAR, ADAY VAR"
-----------------------------------------
 
 
Selçuk Yıldız

Elde var...
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------
 
 
Mehmet Uysal

Akılbilim
-----------------------------------------
 
 
Akın Evren

Buluşma Yeri
-----------------------------------------
 
 
-----------------------------------------


Ana Sayfa İletişim Üye Listesi